Safları Sık Tutun Savaş Başlıyor

Safları Sık Tutun Savaş Başlıyor

Muhammed Bahaddin Doğan 06/06/2024

Safları Sık Tutun Savaş Başlıyor

 

Cami cemaati ve birlik beraberliği vurgulayan 'Safları Sık Tutun' yazısı, pandemi sonrası dini ve toplumsal kopuklukları ele alıyor. Namaz saflarının önemi ve manevi değerleri hadislerle açıklanıyor. Cemaat olmanın faydalarını keşfedin.

 Giriş

“Safları sık tutun” cümlesi aslında camii cemaati için geçerli olan bir cümledir. Camide kılınan farz namazları cemaatle kılındığı vakit cemaat saf saf namaza durur ve burada “Safları sık tutalım değerli cemaat” denilir. Camii cemaati de safların arasında boşluk olmaması için omuzları birbirine değecek kadar yaklaşır ve “Safları sık tutmuş” olurlar.

Fiziki ve Manevi Anlamda Safların Sık Tutulması

Burada ifade ettiğim noktayı tümüyle fiziki bir hareket olarak değerlendirebiliriz. Ancak safların sık tutulması hususu iki insanın yahut 100’lerce insanın birbirine yakın durarak safların arasında bir boşluğu gidermesi değildir. Bizim için asıl önemli olan husus mecazi anlamında kullanılan birlik ve beraberliği, bunun hissedilmesini sağlaması olduğunu söyleyebiliriz. Cami cemaatinin, cemaatle namaz kılmanın önemi şu an ki konumuz değil. Ancak cemaatle kılınan namazda safların arasındaki boşluk bizim birçok anlamda yaşadığımız boşluğu ve kopukluğu gösterdiğini ifade edebiliriz. Namazla olan kopukluğumuzu, -ki namazı cemaatle kılmamıza rağmen- dolayısıyla Yaradanla olan kopukluğumuzu, cemaatle kopukluğumuzu, insanlarla olan kopukluğumuzu gösteriyor maalesef.

Safların Sık Tutulmasının Önemi

Saflar arasındaki boşluk, bu kopukluk bize bir bedel ödetebilir. Nereden çıkarıyorsun bu lafları diyebilirsiniz. Ancak bugüne kadar çok savaş gördük, iç savaş gördük. Belki biz yaşamadık ancak bunu yaşayanları gördük. Savaş sebebiyle evlerini terk edip gelen kardeşlerimizi gördük değil mi?!. Başlarına gelen musibetin belki de en önemli sebeplerinden biri; namaz kılmamak, cemaatle kılmamak, cemaat olamamaktı. Bu bizim çıkarımımız değil. Kendileri anlattılar yaşadıklarını, nelerin bu musibete sebep olduğunu…

Biz öncelikle fiziki anlamda “Saflarımızı sık tutamazsak” buna değer vermezsek. Bedelini ağır öderiz. Bu yüzden yazının başlığını “Safları sık tutun savaş başlıyor” şeklinde yaptım. Maddi manevi savaşa hazırlanmalıyız. Şu an maddi bir savaş gündemimizde olmayabilir. Ancak manevi savaşımız asırlardır sürüyor. Hem maddi anlamda hem de manevi anlamda safları sık tutmalıyız. Safları sık tutmazsak, bu hususta imtihan edilmiş olan kardeşlerimiz gibi bizler de imtihan edilebiliriz. Bir savaşla, bir iç karışıklıkla veyahut bir işgalle… bunların hiçbirini istemiyoruz. Bu sebeple gerçekleşmemesi için gerekli olan hassasiyetleri göstermeliyiz.

Safların Sık Tutulmasıyla İlgili Bazı Hadisler

- “Kim safları sık tutarsa Allah onu hayra eriştirir. Kim de saflar arasında boşluk bırakırsa Allah onu hayra eriştirmez” (Müslim, Salat 104; Ebu Davud, Salat 93)”

- “Saflarınızı dümdüz tutunuz ve birbirinize sımsıkı yapıştırınız. Zira ben sizi arkamdan da görüyorum.” (Buhârî, Ezân 72; Müslim, Salât 125. Ayrıca bk. Nesâî, İmâmet 28, 47)”

- “Saflarınızı düzeltiniz, yoksa Allah Teâlâ’nın aranıza düşmanlık sokacağını iyi biliniz.” (Buhârî, Ezân 71; Müslim, Salât 127. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Salât 93; Tirmizî, Mevâkît 53; İbni Mâce, İkâmet 50.)”

- “Ey Allah’ın kulları! Saflarınızı düzeltiniz; yoksa Allah Teâlâ’nın aranıza düşmanlık sokacağını iyi biliniz.” (Müslim, Salât 128.)”

- “Ebu Hüreyre’nin naklettiğine göre, Resulullah (sav) şöyle buyurmuştur: “İmam safın ortasında kalacak şekilde safa durun ve (saflarınızdaki) boşlukları doldurun.” (Ebu Davud, Salat, 98)

Hadisler bizlere cemaatle namaz kılmanın ve safların düzgün ve sık tutulmasının ne kadar önemli olduğunu vurguluyor.

Cemaatle Namaz ve Safların Sık Tutulmasının Önemi Üzerine

Daha anlaşır olması ve öneminin farkına varılması için “Hadislerle İslam” eserindeki şu pasajlara dikkat edilmesi elzemdir.

“Safların düzgün tutulması, Müslümanları hem şeklen hem de ruhen birlikte tutma amacına matuftur. Nitekim hiçbir sınıf, makam ve mevki farkı gözetilmeksizin omuz omuza dizilerek oluşturulan bu düzen, toplumun birlik ve dirliğinin en güzel yansımasıdır. Saflar bu şekilde sık tutulmadığı takdirde Hz. Peygamber, şeytanların gevşek tutulan saflar arasında küçük kara koyunlar gibi dolaştığını ifade etmiştir. Bu sebeple o, cemaatle imama uyan ama safa katılmadan tek başına namaz kılan bir adam gördüğünde, ona namazı tekrar kılması gerektiğini söylemiştir. Sanki toplumsal dokunun ilk ilmeği, namaz kılarken oluşturulan bu düzgün ve sık saflardı. Safta oluşacak bir boşluk ve gevşeklik, dalga dalga bütün safları etkileyecek ve toplumsal bütünlük yara alacaktı. Aynı zamanda safların düzgünlüğü, cemaatle namazda rahmet talebinin ilk basamağıydı. Bu sebeple Resul-i Ekrem, Allah Teala’nın saftaki boşluğu doldurana rahmetiyle yaklaşacağını, safta boşluk bırakandan ise rahmetini keseceğini söylemişti.” (Hadislerle İslam 2. Cilt, 194. Sy.)

“Kuru kalabalığı nitelikli bir topluluk yapacak, insanların eşit olduğunu ve iman kardeşliğinin her şeyden üstün olduğunu gösterecek ilk yer cemaatle namazdır. Cemaatle namaz, bireyler arasında sevgi ve dayanışma sağlanmasının yanı sıra, bilenlerin bilmeyenleri eğittiği, sosyal iletişimin her türünün en güzel şekilde yaşandığı bir imkandır. Gündelik hayatın meşgaleleri nedeniyle giderek yalnızlaşan insanın sosyalleşmesi için en güzel vesiledir. Ayrıca cemaatle namaz, Müslümanların birbirlerinin sıkıntılarından, sevinçlerinden ve gündemden haberdar olmaları açısından oldukça önemlidir. Cami ve cemaat gibi değerlere sahip olan bir toplumda, bunlar yaşatıldığı müddetçe herhangi bir iletişimsizliğin ve huzursuzluğun olmaması beklenir.” (Hadislerle İslam 2. Cilt, 196. Sy.)

Pandemi ve Cemaatle Namaz Kılma Kısıtlaması

Pandemi ile birlikte cemaatle namaza kısıtlama getirildi. Daha sonra herkes kendi seccadesi ile geldi ve artık cemaatle kılınan namaz ferdi olarak kılınmaya başladı. Yani cemaatin şartlarından biri yerine getirilmedi. Pandemi süreci yaklaşık iki yıl sürdü ve bu sürecin sağlık, sosyal ve dini açıdan kalıcı etkileri oldu. Özellikle dini alanda, cemaatle namaz kılınırken saflar arasındaki büyük ve rahatsız edici boşluklar dikkat çekici hale geldi.

Pandemi biteli 2 sene oldu. Artık hiçbir şekilde gündemde dahi değil. Ama bunun etkileri, kalıntıları hala devam ediyor. Bunu bir sorun olarak görüp bu soruna bir çözüm üretilmesi gerekiyor. Bu boşlukları gördükleri halde Cuma namazı haricinde (eğer cami çok kalabalıksa) ne imam ne de müezzin -gayretli hocalarımız hariç- uyarılarda bulunup cemaati, safların sık tutulması hususunda teşvik etmiyor. Bu konuya önem verip imamların ve müezzinlerin diyanet tarafından konu hakkında uyarılarak cemaatin teşvik edilmesi ve dikkat edilmesi istenmelidir. Diyanet tarafından bir yazıyla tüm il, ilçe müftülüklerine ulaşılabilir ve uygulanıp uygulanmadığı takip edilebilir. Bu husus elzemdir. Göz ardı edilemez.

Cemaatle Namaza Önem Verme ve Sahip Çıkma

Her ne kadar camii cemaatleri Cuma namazları dahi istenilen seviyede olmasa da elimizdekine de sahip çıkmamız gerekir. Cami cemaati toplumdan giderse, yukarıda işlemiş olduğumuz toplumsal faydalarda elimizden gider. Öncelikle Allah’ın emri, Resulullah’ın sünneti göz ardı edilmiş olur. Bu başlı başına bir musibete sebep olabilecek bir husustur. Diğer yandan toplumsal dayanışma, birlik beraberlik gibi birçok kavram da zarar görmüş olur.

Camii cemaati düzelirse, Allah ve Resulünün rızası kazanılmış olur. Birlik beraberlik, dayanışma ve birçok toplumsal fayda görülecektir. Bununla beraber Üstat Kadir Mısıroğlu’nun belirttiği şu ifadeler de cami cemaatinin düzelmesinin neye faydası olacağını gözler önüne seriyor. “Yalnız camii cemaati sağlam olsaydı. 24 saatte bu ülkeye şeriat gelirdi.” Bu cümle bize birçok şeyi anlatıyor aslında. Basit bir fiziki eylemmiş gibi görünse de manevi açıdan değeri ve karşılığı ölçülemeyecek derece kıymetli bir hareket cem olmak, cemaat olmak. Bunun farkında olup, eksikliklerimizi gidermeli ve bu konuda gayret göstermeliyiz.

Sonuç

Bizler camilerde cemaat olmalı, safları sık tutmalı, önce biz doğru olanı yapmalıyız. Çevremizi teşvik etmeliyiz. Sonrasında yetkili mercilerinde bu hususla ilgili gerekli önemi vermesini ve gayret göstermesini istemeliyiz.

Muhammed Bahaddin Doğan

Muhammed Bahaddin Doğan

Benzer Yazılar

Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli; Kur’an-ı Kerim Dersi Eğitim, Nesil ve Gençlik

Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli; Kur’an-ı Kerim Dersi

Kişilik Gelişimi: Mizaç, Kişilik ve Karakterin Etkileşimi Eğitim, Nesil ve Gençlik

Kişilik Gelişimi: Mizaç, Kişilik ve Karakterin Etkileşimi

Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli; Peygamberimizin Hayatı Dersi ve Eğitimsel Etkileri Eğitim, Nesil ve Gençlik

Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli; Peygamberimizin Hayatı Dersi ve Eğitimsel Etkileri

Dert Bir Değil Ki Ağlayasın! Dİn, Hikmet ve İlim

Dert Bir Değil Ki Ağlayasın!

Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli ile Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Dersi: Modern Eğitimde Yeni Ufuklar Eğitim, Nesil ve Gençlik

Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli ile Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Dersi: Modern Eğitimde Yeni Ufuklar

Din Öğretiminin Amaçları ve Katkıları Dİn, Hikmet ve İlim

Din Öğretiminin Amaçları ve Katkıları

Nitelikli Eğitimci Olmak İçin Sahip Olunması Gereken 16 Temel Özellik Eğitim, Nesil ve Gençlik

Nitelikli Eğitimci Olmak İçin Sahip Olunması Gereken 16 Temel Özellik

1984 ve Çin Politikaları: Distopyadan Gerçek Dünyaya Dün Bugün ve Yarın

1984 ve Çin Politikaları: Distopyadan Gerçek Dünyaya

Yorumlar (0)

Yorum Ekle